Başkan Vekili Selami Keskin 'in ev sahipliğinde yönetim kurulu üyelerinin de katılımıyla Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Merkezi'nde gerçekleşen sohbetimizde tabii ki gençlerin mimariye bakışı ve birde İstanbul mimarisi üzerine konuştuk.
Genç mimarlar günübirlik tarih yaşandığından şikayete ederek mimari ve sanata siyaset karışmasın dediler. Söyleşimize görüş ve düşünceleriyle katkıda bulunan genç mimar ve mühendislerden Selami Keskin Genç MMG 1.Başkanvekili, Yavuz Sarı Yönetim Kurulu Üyesi, Yeliz Arslantaş Yönetim Kurulu Üyesi, İbrahim Akgün Sekreter, çiçeği burnunda gazeteci adaylarından Kenan Turan ve Mahmut Kılıçbaş'a teşekkür ediyoruz
KÜRESEL KRİZ SANATSAL KAYGILARI SINIRLANDIRDI
Genç mimarlar olarak geleceğin mimarisini nasıl görüyorsunuz
Yeliz Arslantaş: Mimarlığın gelişebilmesini sağlamak için fonksiyon ve işlev birlikteliği sağlanmalıdır. İlerlemenin gerçekleştirilebilmesi iyi bir düzeyde ekonomik seviyenin var olmasına bağlıdır. Nitekim kendisini ülkemizde de hissettiren küresel kriz sanatsal kaygıları sınırlandırmıştır. Böylelikle estetik değil ekonomik düşünmeye yönlendiriliyoruz.

Selami Keskin: İlerlemenin önünde duran en büyük unsurlardan biri kimin ne istediğini tam olarak bilmemesidir. Mimarlıkta ve mühendislikte bakış açınızı çok iyi ayarlamanız gerekir Yanlış gözle bakarsanız estetikten, fonksiyondan, tarihten yoksun yığma yapılar oluşturursunuz Varlığımızın simgesi olan kendi tarihimize sahip çıkmalıyız.
ESERLERİMİZ BİR TEMELE DAYANMALIDIR
İbrahim Akgün: Mimari eser olsun, teknolojik bir ürün olsun daima bir temele dayanmalıdır. Ortaya sadece bir ürün çıkarmayı önceliklersek işin manevi boyutu gözardı edilmiş olduğu gibi, sadece manevi boyuta odaklanmak da günümüz koşullarını dikkate almamızı engelleyecektir. Bu açıdan Turgut Cansever'in öne çıkardığı tevhid inancıyla harmanlanmış eserler ortaya çıkarmalıyız. Özellikle apartman yapıları nüfus artışının bir sonucu; ama bunun ortaya çıkardığı sorunlar da dikkate alınmalıdır. Olmazsa olmaz yani değişmez hususlar çok iyi belirlenmeli, akabinde hem günümüz koşullarını gözeterek hem de doğayı çok iyi okuyarak eserler vermeliyiz.

Yavuz Sarı: Şu yaşadığımız dönemde kimliksiz bir mimarlık var Biz geçmişten gelen kültürel bir birikime sahibiz Temel sıkıntımız geçmişle olan bu bağlarımızın kopmasından kaynaklanıyor Eski yapılara bakarsak sivil mimaride ahşap yapı, kamu yapılarında ise taş kullanılmıştır. Bu farklılığın temelinde inanç meselesi vardır. İnsanlar geçici dünyada kendileri için uzun ömürlü binaları tercih etmemişlerdir Osmanlıya batığımızda oturulan evin bir yaşam sahası şeklinde inşa edildiğini görürüz Günümüz şartlarında da bunlar örnek alınarak insan odaklı yapılar manevi yönü de düşünülerek inşa edilmelidir.
GÜNÜBİRLİK TARİH YAŞIYORUZ
Yabancılar ülkemizde bir yapı inşa ettiklerinde kendi mimarilerinin izlerini bize taşıyorlar. Bu son derece olumsuz bir durum Peki yönetim (hükümet) sizce böyle bir kaygı taşıyor mu?
Yeliz Arslantaş: Öncelikler yönetimin böyle bir kaygı içinde olduğunu düşünmüyorum Halkımızda da böyle bir estetik kaygı söz konusu değildir Şu anda günübirlik bir tarih yaşıyoruz Bunu aşabilmek için öncelikle altyapı oluşturmayı düşünüyoruz Projemiz kültür tarihimizi yeni teknoloji ile birlikte mimari bir üslup kullanarak yeniden inşa etmektir.
Selami Keskin: 2010 İstanbul kültür başkenti proje çalışmalarının devam ettiği bu günlerde yönetim de belirli kaygıları taşımak durumundadır. Kültür başkenti bizim için lütuf değildir Sadece muazzam tarihimizi yeniden yâd etme fırsatı bize verilmiştir. 2010 İstanbul kültür başkentinde sanat eserlerini öğrencilere zimmetlemeyi bir proje olarak sunduk ve kabul edildi. Genç MMG olarak fikirlere yaşayışlara farklılıklara bakılmaksızın herkesi bu çalışmalarda görmek için çaba sarf ediyoruz .

İMARDAN SİYASET SOYUTLANMALIDIR
Tarihi yarımadanın yani Fatih-Eminönü bölgesinin sit alanı ilan edilmesine ne diyorsunuz?
Selami Keskin: Tarihi yarımadada mimari olarak büyük sorunlara dikkat çekmek istiyorum Burada bulunan küçük dükkânlar büyük bir problem taşıyor Bir tarafta 300 yıllık 500 yıllık camiler var hemen yanında ömrü 50 yıllık binalar yer alıyor. Buraların yıkılıp yeniden inşa edilmesi gerekmektedir Bu işin siyasilerin elinden alınması gerekir. İmardan siyaset soyutlanmalıdır. Belirli çıkarların menfaatlerin rantın olduğu her yerde çözüme ulaşmak son derece zordur.)
Yavuz Sarı: İstanbul'da hala sit alanlarının bulunması bizim için sevindirici bir durum. Mimarisi iç içe geçmiş, çarpık yapılaşmanın önlenemediği 17 milyonluk mega kent İstanbul'da sit alanlarından en iyi şekilde faydalanabilmek öncelikli amacımızdır. İstanbul'daki bu alanları şehrin tarihine ve kültürel mirasına uygun olarak değerlendirmek istiyoruz. Asırlardır birçok medeniyete başkentlik yapmış olan İstanbul un tarih kokan dokusunu korumak mimarlar olarak bize düşen en büyük görevlerden biridir.
Bir mimar olarak ulaşım güzergâhlarını estetik buluyor musunuz?
Yeliz Arslantaş: Ulaşım güzergâhlarının düzenlenmesinde İBB nin ve Ulaşım AŞ nin çalışmalarından haberdarız. Daha düzenli bir ulaşım güzergâhı için Şehir bölge planlama müdürlüğü ile ortak çalışılması gerektiğini düşünüyorum
Selami Keskin: Mimari gelişimi yakalayabilmemiz için gençler biçilmiş kaftandır. Bu konudaki hedefimiz mimarlık ve mühendislik okuyan gençlere yol göstermek. Ne yazık ki üniversitedeki gençlerimizin bazı ekoller tarafından gruplandırıldığını görüyoruz. Kimi şucu kibi bucu diye ayrıştırılıyorlar. Biz genç MMG olarak farklılıkların üstünde pek durmuyor tüm gençlerimizi kucaklıyoruz. Bu çalışmalarımıza örnek olarak en son İstanbul Teknik Üniversitesindeki gençlerimize seminer düzenledik. Bunun yanı sıra üniversite sınavına girecek lise öğrencilerimiz ile de bir araya geliyoruz Şevkat kolejinde okuyan öğrencilerimize iş yaşamındaki alacakları kazanımları dile getirdik.
Size yetki verilirse bu ülkede ilk yapacağız şey nedir?
Yavuz Sarı: Ülkemize genç mimar ve mühendisleri kazandırmak için temel olarak eğitimden başlamalıyız. Günümüzde gelecekteki ekonomik kaygılar öğrencilerin farkı alanlara yönelmesine sebep oluyor. Yetişen mimar ve mühendisler ekonomik sıkıntılardan dolayı bir müteahhidin yanında çalışmak zorunda kalıyor. Üzülerek söylüyorum ki bir binanın fayansı, kaleboduru ile uğraşıyorlar. Ekonomik seviyemizi yükselterek müreffeh bir toplum düzeyine ulaşırsak tüm bu sorunlarla başa çıkabileceğimize inanıyorum.
Ülkemizden diğer ülkelere yaşanan beyin göçünü nasıl önleriz
İbrahim Akgün : Beyin göçünü engellemek için cazibe merkezi olmamız gerekmektedir. İmkânlarımızı artırarak kalifiye insanlarımızı ülkemizde tutmamız lazım. Yalnız bu konuda bizim için sevindirici bir durum var. Son zamanlarda beyin göçü ters tepki yapmıştır. Yurt dışına giden bilgelerimiz orada yeni bilgiler ve tecrübeler edinerek ülkemize geri dönmektedirler Bu bizim için çok sevindirici bir durum |